7 Aralık 2018 Cuma

durmaksızın


gözümdesin,
hayalimde.
bu vakitler biraz her yerdesin.
az evvel kokun geldi burnuma,
bunu kağıda dökmek zor.
çünkü anlatamıyorum artık seni,
sana dair her şeyi.
kelimeler sırt çeviriyor bana,
kalemimin ucu hep kırılıyor.
sen şimdi kokunu dağıtıyorsun ya hani,
bahşediyorsun ona buna.
nasıl kıskanıyorum bir bilsen.
nasıl canımı acıtıyor ulaşamamak sana.
inan anlatamıyorum seni,
gözümde çiziyorum özenle.
gözlerim, senin için doluyor
yalnız sana karşı savunmasız kalıyor.
sevgim kadar kızgınlığım var,
yanımda olsan da hırpalasam seni,
karşıma alıp bağırsam, sorgulasam keşke.
yavaşlıyor bedenim, yavaşlıyor zihnimdekiler.
koşamıyorum artık.
çünkü sokağım çıkmaz, biliyorum.
umutlarımı tüketiyor, yolun başından geri dönüyorum.
yokluğundan herhalde,
bu kış biraz daha soğuk geçiyor.
sokak lambaları üşüyordur,
kaldırımlar, üzerinden arabaların geçtiği o sıcak asfalt bile.
tir tir titriyordur hep.
bende soğuğa aldanmadan açıyorum ceketimin düğmelerini,
karşı koyuyorum havaya,
rüzgâra,
sana.

30 Kasım 2018 Cuma

yok


yaşamdan soyutlaşmam imkansız.
insanlar sesime aşina.
kalabalığız, gözlerimiz yaşlı.
gülmekten elbette.
ama ters giden bir şey var.
her zamankinden farklı devam ediyorum yaşama.
müzik zevkim,
okuduğum kitaplar değişti.
ne şiirler ne de denemeler çekiyor artık ilgimi.
yaşam güzel ama biraz durmaya ihtiyacım var gibi hissediyorum.
düşünmeye bile vaktim yok bu gürültüde.
geçenlerde cüzdanımda birkaç kağıt buldum.
hepsi ona ait.
şiirler, notlar,
fotoğrafı.
o kadar küçük ki,
gülüşü içten ve masum.
duygulandım o sıra biraz, burkuldu içimde bir şeyler.
burnum sızladı sonra gülümsedim.
ne kadar çabuk geçmiş zaman.
ben evvelden söylemiştim zaten,
zaman bize sormadan akıyor,
sorgusuz ve sualsiz.
özlem ağır bir yük,
dinlenmeye ihtiyacım var.
koşuşturmada kendimi kaybettim.
kapı kapı dolaştım, bulamadım.
onun kapısını çaldığımda fark ettim ki bi'habermiş benden.
bunu söylemek o kadar zor ki,
o, artık bana yabancı.
ziyan olmuş dakikalar,
ziyan olmuş şiirler ve mektuplar için kağıtla buluşan kalemimin mürekkebi.
baş aşağı sallanmak,
ceplerimdeki duygular dökülsün istiyorum.
gözyaşlarım yanaklarıma değmeden terk etsin beni.

27 Kasım 2018 Salı

kasım

beni ısıtan kasım,
şimdi üşütüyor.
yağmur yağıyor şu sıralar,
yollarımı uzatıyorum sürekli.
caddeler kalabalık,
insanlardan saklıyorum yüzümü,
yerdeki yaprakları izliyorum.
sonbahar bitmek üzere,
türkülerle haşır neşirim.
bir de arada esen ılık rüzgarlarla.
böyle benim yaşamım,
sıradanlıklarla dolu.
bir on yıl daha yaşarım.

15 Kasım 2018 Perşembe

muaf

yabancı kaldım sana.
ne kokun,
ne tenin...
özlemimi yitirdim.
yabancı kaldım sana.
görsem sarılırım dediğim vakti yitirdim.
şayet görürsem,
yüzüne bakar, geçerim yanından.
yabancı kaldım cümlelerine.
sesine, gülüşüne.
havam buz kesmiş gibi,
yitirdim sesinin sıcaklığını.
yabancı kaldım sana.
saçına, yüzüne, bakışına.
elimi uzatsam tutmazsın ya hani,
yakınlığımı yitirdim.
bedenine yabancı kaldım.
ruhuna, duruşuna ve kısık gözlerine.
sana yazdığım şiirlere,
mektuplara yabancı kaldım.
içinde sen bulduğum,
türkülere ve içkilere yabancı kaldım.
savunmasız çocuk olmuştum seninle,
ona da yabancı kaldım.
benliğime yabancı kaldım.
dik duruşum baş gösterdi.
omzum dik, çenem önde.
ben biraz ismimle yabancılaştım.
hor kullandım kendimi,
en çok da saçlarımı.
soyutlandım kişiliğimle.
insanlardan, diyaloglardan uzak kaldım.
ne sesim titriyor, ne de nefesim.
yere yığılmak değil hedefim,
dinlenmektense koşmayı yeğliyorum şimdilerde.
yürüyorum dinlenmeden,
yürüyorum epeyce.

13 Kasım 2018 Salı

durgun vakitler

yazamıyor olmak, gittikçe uzaklaşmak kelimelere...
o denli güç müdafaa etmek düşüncelerimi.
herkesin penceresi sönmüş,
yağmur atıştırıyor.
baktığımda önümdeki beyaz ekrana,
eski yazılarıma.
ağlıyorum.
mutlu zamanlarımı kasvetli yazılarla geçirmişim.
zamanın değerini kağıtta anlatmamışım.
oysa şuan her salisesine muhtacım.
ihtiyaç doluyum.
kahkahalara,
sohbetlere,
dokunuşlara,
bakışlara,
öpüşlere.
umuyorum ki unuturum bu hisleri,
çünkü bunları hayal ederek mutlu olmak acizlik gibi.
öyle olmasına öyle de,
işte burada tıkanıyorum.
öyle olmasına öyle ama unutana kadar hissetmeye ihtiyacım var.
çünkü canım acıyor.
geçecek elbet, ondan hiç şüphem yok.
fakat ne vakit geçecek?
bu soruyu cevapsız bırakmak en çok da canımı acıtan.

akşamyıldızı

'soğuk tebessümüne dikmiştim gözlerini
fazlasıyla-fazlasıyla soğuktu benim için'
kitabı kapattım,
gökyüzüne baktım.
oradaydı venüs.

yeis

ey karanlık,
celbetmiyorsun artık beni.
gidiyorum senden.
aydınlık kollarını açmış bekliyorken beni,
gülümsüyorum.
kırların yeşilliklerine ayak basıyorum sanki,
değirmen gibi öğütüyorum her duygumu.
bir yağmura yakalandım,
ahmak ıslatan.
kaçıyorum tüm gürültüden.
diniyor yağmur ve bir sigara yakıyorum peşinden.
kulağıma dolan o hıçkırık sesleri
yerini minik hafif gülüşlere bırakıyor.
kısalttığım saçlarımı savuruyorum ağırdan.
beni çağırıyorlar uzaktan,
koşmaya yelteniyorum.
ayağımdaki prangaları görünce hava buz kesiyor.
saçlarım dökülüyor
ve hoyrat bir yağmur kaplıyor her tarafı.
şimşekler belli ederken kendini
korkunç bir yüz ile karşılaşıyorum.
biraz daha dikkat edince aynanın karşısında bakarken buluyorum kendimi.