14 Ekim 2018 Pazar

avare

sigaramın naif dumanı duvarlara çarpıp yine beni buluyor,
içkim gittikçe azalıyor,
ve bedenim benden iznini aldığı için hür.
saçlarım soğuk rüzgarın emanetinde,
düşüncelerim türkülerin elini tutmuş gezintide.
gözlerim ise boş bira şişesine dayadığım fotoğrafında.
nedensiz bir hıçkırık var boğazımda.
gözlerim yalvarıyor bana uyumam için,
düzenim bozuk,
durumum vahim.
gözlerimi gözlerinden kaçırıyorum,
fakat sana bakmak için can atıyorlar.
dayanmak ne mümkün.
özlediğimi fark ediyorum,
çok garip yahu.
ben sallantıdayım biraz,
belki sesin,
belki kokun beni kendime getirir.
saatler sonrası muamma.
muhtemelen düşünmemek adına uyurum.
bilirim zihninin bir köşesindeyim,
en ücra olanında ama.
bu acı versede biraz mutlu ediyor.
neyse,
hava karanlığa çalıyor.
gece beni çağırıyor.

neden?

son konuşmamız,
bir dakika yirmi sekiz saniye sürdü
neden kapatmadın?
düşünmeyeceğim bunu,
artık rahatsız etmeyeceğim seni,
duymadığın sesimle.
ihtiyacım olunca arayacağım ilk kişi,
artık yokum.
gülümse.
hoşça kal.



6 Ekim 2018 Cumartesi

dağılmaya meyilliyim

rüyalarımda karşıma çıkmanı kaldıramıyorum.
her gece uyanıp ağlamak,
pencerenin önüne oturup düşünmek yoruyor.
gittikçe hasta oluyorum.
dirençsiz kalıyorum hayatın karşısında.
her gün aynı yollardan geçiyorum.
anılar gözümden silinmiyor.
adımlarımı hızlandırmakta buluyorum çareyi.
otobüslerde başımı fazla kaldıramıyorum,
pencereden dışarıya da pek bakmıyorum.
rast gelmekten korkuyorum seninle.
varlığının bana yararı olmadığına emin olduğum tanrıya yalvarırken buluyorum kendimi.
hiç umulmadık zamanda soluyorum kokunu.
delirdiğimi düşünüyorum.
iyi olmadığımı
yeni yeni anlıyorum.

29 Eylül 2018 Cumartesi

otuz eylül

bugün eylülün son günü yaşlı çocuk.
hava son bahar.

17 Eylül 2018 Pazartesi

boğuldum

uyandım, kalktım.
gittim.
yollar üzdü,
durak üzdü.
vardım, oturdum.
oturduğum yer üzdü.
güldüm,
ağladım.
duraksadım.
yürüdüm.
vardım, anımsadım.
her yeri
teker teker
hatırladım.
ağladım.
anımsadım,
ağladım.
istemedim,
ağladım.
istedim,
ağladım.
durdum,
aradım.
duydum,
ağladım.
dinledim,
ağladım.
yürüdüm,
gittim.
gittim,
varamadım.
ağladım.
hatırladım.
anımsadım.
özledim.
tekrar,
gittim.
istemedim.
gittim.

30 Ağustos 2018 Perşembe

02:49, vakit serin

umarım onlara anlatırken zorlanmam,
umarım anlarlar,
çünkü doğru olan bu.
hava esiyor,
serin biraz.
kahvem soğumuş,
parmak uçlarım da öyle.
saçlarım belli belirsiz toplanmış.
gözlerim muhtemelen şiş.
hasret güzel bir şey,
özlem güzel bir duygu.
bağlı kılan her eylem,
nefes almamı sağlıyor.
ellerim karıncalandı,
gülümsedim.
zaman her şeyin ilacı.
ancak zaman çok kötü bir durum.
fakat zamana,
herkesin ona muhtaç olduğundan daha fazla muhtacım.
beni merak edip,
tedirgin olan sevdiklerim için şunu söylemeliyim.
ben iyiyim.
bir şeylerin daha fazla farkındayım mesela.
hiçbir şeyi hızlı yaşamamam gerektiğinin,
yaşayarak bir şeyleri öğreneceğimin farkındayım.
kendime güveniyorum, yeteri kadar.
kazancım var,
deneyim ve tecrübelerim.
kaybedeceğim büyük şeyleri tutmuyorum elimde,
kaybetmemek için.
cümlelerime emin olarak başlıyorum konuşmaya,
adımlarıma emin olarak atıyorum ayağımı.
tattıklarım,
acı ve hüzün.
beni diri kılıyor.
artık ıslanmayan yanaklarım
benimle gurur duyuyor.
ben,
kendimi bildiğim kadar varım.
insanların söylediği kadar değil.
ben iyiyim.
güçlü ve başarılıyım.
kafamdaki düşünceler beni rahatsız etmiyor artık,
çünkü gereksiz olanları çöp kovasına fırlatıyorum.
ilelebet siliyorum hafıza kartımdan.
geri dönüşsüz.
ben iyiyim.
bunu söylerken gerçeğim,
bunu söylerken sesim titremiyor.
en güzeli de bu sanırım.

29 Ağustos 2018 Çarşamba

hiç

düşünmüyordu hiç,
'üstün başı perişan
ne bu hal' demiyordu,
kafamdaki sesler.
sandalyeyi çektim,
kül tablasını ittim kenara
paketi de üstüne kapattım.
pencereden sokak lambasının
ışığı vuruyordu,
tam da onun boyun girintisine.
damarı belirginleşmişti yine,
hayrolsun.
kurumuş kan rahatsız ediyor,
üstüm toz, leke.
perişan halde oturuyorum onun yanında.
kollarında birkaç çizik.
demiştim ben,
halimiz hal değil.
gri rengini severdim bir tek,
dudaklarını gördükten sonra
mor rengine sevdalanıyorum.
sandalyeden inip yanına yaklaştım.
sesim yankı yapıyordu boşlukta.
üşümüş olmalı
biraz yorgan örteyim üzerine.
duyar umudu ile,
sesleniyorum soluk tenine.
neden bana bakıyor,
hem de hiç kırpmadan gözlerini.
hoşuma da gitmiyor değil.
bu yüzden kafam bozuk,
bir hayli.
baktıkça gülümsüyorum.
parmak uçlarım soğuk,
baştan aşağıya titriyor bedenim.
senin bedeninin yanında,
kendimi insan hissediyorum.
umudum kayıp, bugünden sonra.