15 Aralık 2017 Cuma

dilim mühürlenmiş

asfalt sıcak,
bir uğultu var peşimde.
yine girmişim o çıkmaz yola.
adımlarımı hızlandırıyorum.
sağım ve solum boş.
insan sesleri gittikçe yaklaşıyor.
uzaklaşmak istiyorum.
hızlanıyorum.
topuklarımda diken varmış gibi canım acıyor.
fakat durmuyorum.
birkaç tanıdık cümle doluşuyor kulağıma.
seni görüyorum sol tarafta.
sağ tarafım ölüm,
sağ tarafım soğuk,
sağ tarafım feryat,
bıçak,
kan,
pişmanlık,
korku,
hıçkırık,
intihar,
sağ tarafım morg.
solumda sen,
solumda gri.
biraz alkol,
bolca tütün.
solumda isyan,
solumda direniş.
biraz kural,
hiç legal değil.
kafamda insanlar,
kafamda kahkahalar.
tenimi yırtıyorum tırnaklarımla.
ayağımdaki acıyı yok sayıp koşuyorum.
kurtulmam gerek.
kurtulmak gerek.
her şeyden,
herkesten.
solumda sen,
kahretsin, 
gülümsüyorsun.
yavaşlıyor adımlarım.
yanına gelmek istiyorum.
aklım buna engel oluyor.
yine kafamda kahkahalar.
bir yandan cam kırıkları batıyor düşüncelerime.
irkiliyorum.
ürküyorum.
tekrar koşmaya başlıyorum.
solumdan gidiyorsun.
soluma bu kez o geliyor.
yüzündeki gülümseme kazınıyor hafızama.
boyalı tırnakları gitmiyor gözümün önünden
tedirgin bakışları
safa yatan cümleleri
ellerimi başıma koyuyorum
dizlerimin üstüne çöküyorum.
boğazım acıyana kadar bağırıyorum.
kimse duymuyor.
bu kötü.
sağ tarafımda sessizlik var artık,
sağ tarafımda açık bir kapı.
adımlarım kayıyor.
kapının kulpu soğuk,
paslı,
gıcırdıyor.
açıyorum,
giriyorum,
kapatıyorum.

7 Aralık 2017 Perşembe

eksi bir

kalemi ne zaman elime alsam,
ağlamaktan bahsettiğim bir yazı değil bu kez.
kendime bir söz verdim,
ağlamayacağım.
bu sefer farklı,
garip.
saçlarımı kestirdim geçenlerde.
saçlarımı yerde görmek beni üzmedi.
sanırım bu duruma alıştım.
uzun süredir yazamıyorum.
kelimeler kinli bana, korkuyorum.
çevrelerine yaklaşamıyorum, geriliyorum.
kalem ve kağıda uzak kalmışım, ne acı.
kararsız ve karışığım.
ya tamamen kaybedeceğim 
ya da galip geleceğim.
suskun ve sinir bozucu bir insan oldum.
insanların sabrını zorluyorum bu aralar.
elimde olan bir şey değil, hissedemiyorum.
duygularımı tarif edememek canımı acıtıyor.
tek başarım boşluğa takılı kalmak.
geçenlerde doğum günümdü.
mumların hepsi söndü.
dileğim yoktu.
inanmam öyle şeylere.
ama mumları üflerken farkındaydım her şeyin.
bir şeylerin değişmesi gerekiyordu.
gittikçe uzaklaşıyorum cümlelerimden,
cümlelerden.

sıfır sıfır

otobüsleri kaçırıyorum
kaldırımları boşluyorum şu sıralar
tırnaklarımı dipten kesmek gibi bir adet edindim.
kafamı kitaplardan kaldırmıyor,
kalemlerle randevulaşıyorum fırsat buldukça.
altı dizili satırlarım ve bir iki dize şiirlerim oldu.
silgi tozlarına alerjim varmış, bunu öğrendim.
garip.
aynalar ile karşı karşıya gelmemeye dikkat ediyorum.
göz altlarım beni korkutuyor
ve saçımın yüzüme değmesine tahammül edemiyorum.
saatleri attım çöpe, telefonu dolaba kaldırdım.
kitapların ayraçlarını gereksiz buluyorum.
bu sebepten kenarlarını kıvırıyorum.
yerde ve masamın üstünde mumlarım var.
bir de lekeli kahve fincanlarım.
saat yedi buçuk, perdelerimi açtım.
gözlerimi kıstım.
güneş ışınlarının hedefi olmak kötüydü.
sokağın başına ilişti gözüm.
sebebi yok.
öylesine işte.
duraksadım bir süre.
boş bir dükkan,
önünde oynayan çocuklar.