24 Nisan 2017 Pazartesi

sessizliği yoklar gibiyiz

18.10.16 
salı,

gök koyu maviye çalarken başlamıştım yazmaya
gece nasıl geçti hatırlamıyorum
isteksiz, doyumsuz ve bitkindim
geceyi kahve ile sonlandırmak sabaha işkence çektirmek gibi
uyandığımda saat beş 
bulunduğum yer tuvaletti
o zaman fark ettim

evden çıkmadan önce iki ağrı kesici alıp
migrenin başımı terk edeceğine inandırdım kendimi
iki saatlik uyku ile ayaktaydım
ve sabah arkadaşlar ile buluştuğumuzda 
kimse ile muhabbete girmeyip kafamı duvara yaslıyor
gözlerimi kapatıyordum
gözlerimi kapattığım an itibariyle gürültü başlıyor 
ve beni huzursuz ediyordu
bundan da sigara içerek kurtuluyordum
unutmadan,
bir de çayımı yudumlayarak
o ne zaman girdiyse içeri toparladım kendimi 
hafifçe öksürdüm ve başımı duvara yaslayıp 
insanlar ile selam yağmuruna tutuşmasını izledim
herkes ile selamlaştı ve en son yine benim elimi sıktı
oturduğum sandalyenin arkasında bulunan tabureye yerleşti
bu sürekli böyleydi
benim arka tarafımdaki masanın önüne tabureyi çekerdi
yüzüne aşina değildim sesini duyardım hep
kulağımın dibinde sesini duymak güzeldi,
bir de gülüyorsan değmeyin benim keyfime
insanlara belli etmediğin yaranı ararken sende kayboldum tekrar
ruhsuz bakan sönmüş gözlerinin benim için parlamasını istedim

08.01.17 
pazar,

insan kafasına bir şey takında
sıkıntı çekince gözüne uyku girmiyormuş
o gece öğrendim
o gece canım çok yandı
fark ettirmemeye çalışsam da haddinden fazla dağıldım
herkes uyudu ben oturdum
pencerenin kenarına oturup dışarıyı izledim
bir saat geçti
iki saat geçti
hüznüm çoğaldı
gözlerim sürekli ıslandı 
ara sıra yorganı ısırdım hıçkırıklarım duyulmasın diye
yatmadan önce ıslanan yastık kılıfımı değiştirdim
saçlarımı ördüm
elimi yüzümü yıkadım
aynadan kendimi izledim
şiş gözlerim, kızarık burnum ve kaşlarım
kurudukça yenmiş ve göz yaşı değdikçe yanmış dudaklarım
hepsi halime ağlıyordu
bilmiyorum
sadece yere yığılmak
ve dinlenmek istiyorum

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder