5 Nisan 2018 Perşembe

şimdi bana şiir oku desem, okumazsın biliyorum

yutkunmak,
zor bir eylem değil,
eğer aydınlık bir ortamda,
düşünceler tarafından ansızın sıkıştırılmamış iseniz.
yutkunmak,
zor bir eylem değil,
eğer sigaranız kendiliğinden sönmemiş,
bir şeyler yazarken parmak uçlarınız sızlamamış ise.
yutkunmak,
zor bir eylem değil,
dinlediğiniz müzik, anılar ile gözünüze perde gibi inmemiş,
çayınız soğumamış ise.
yutkunmak,
zor bir eylem değil,
bir kitabın satırlarında takılı kalmamış,
dalıp gitmemişseniz
yutkunmak,
zor değil,
dışarıdan çok iyiyseniz,
kendinizi siz bile tam anlamıyla görmemişseniz.
aslında,
yutkunmak bir deva.
eğer yutkunamıyor iseniz,
Nilgün Marmara'dan başlayın,
çünkü o her şeyin farkına erken varanlardan;
" Ve ben sana artık 'iç sızım' adını verdim. Çünkü ben ne zaman ki gökten yeryüzüne savurduğun parçacıkların üzerinde yürüsem, topuklarıma batıp yüreğimi acıtıyordu."

şimdi beni dinle olur mu,
kelimelerim ve cümlelerimi dinle bir kez.
yutkunmak zor eylem.
en çok kendine zor insanın,
en çok kendi canını acıtır.
su da yoktur ki içesin.
boğazını yırtmasını hissedersin,
yanmasını,
terk etmeyişini.

sen benim yutkunuşlarıma neden olmuş genç oğlan,
sanırım ben kendimden gidiyorum yavaş yavaş,
bu bir miktar senden de gitmek.
üzgünüm,
çok uzun yazmışsın bu kez yazını,
okurken öldüğümü hissettim.
ruhum sana emanet,
ona kırmızı şarap ver,
ona biraz şiir oku,
sokaklarda dolaşın beraber.
hoşça kal,
hoşça kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder