14 Ağustos 2017 Pazartesi

cümlelerin ahengi

sabahtan beri bir lokma yememişim.
yüzüm solgun,
ellerim güçsüz.
midem yarım paket sigara barındırıyor
ama durumundan memnun değil,
bende öyle.
ellerim tütün kokuyor,
üstüm rutubet.
tuvalete giriyor
ve klozete yaklaşıp kusuyorum.
bu biraz da olsa rahatlatıyor midemi.
kalkıp perdeleri açıyorum,
güneşin ışınları evi buluyor.
ısınıyorum ağırdan.
üstümdeki atlet ve şort
bir haftalık.
kıyafetlerimi değiştiriyorum.
güzel bir elbise giyiyorum.
ardından birbirine dolaşmış saçlarımı tarıyorum özenle.
sonra tutam tutam örüyorum.
yüzüm biraz daha belirginleşiyor.
göz altlarımdaki morluğu,
makyaj malzemelerinin yardımı ile kapatıyorum.
sonra yanaklarıma pembemsi allık sürüyorum,
kirpiklerime de rimel.
dudaklarıma da renkli bir ruj değdiriyorum.
ardından tırnaklarımı boyuyorum kırmızıya.
aynadan kendime bakınca,
hayata tutunuyor gibi görünüyorum.
bacaklarıma jilet vuruyorum.
temizliyorum hepten kendimi.
sonra parfüm sıkıyorum.
kokusu biraz güzel geliyor
ama ucuz parfüm, silinecek biliyorum.
mutfağa ilerleyip bir tost yapıyorum kendime.
midem bugün beni rahatsız etmesin diye,
kendimce kahvaltı yapıyorum.
ardından evden çıkmadan önce üzerime bir şal alıyorum.
ayaklarıma topuklu ayakkabılarımı geçirip,
apartmandan çıkıyorum.
hava esiyor.
çok değil ama biraz üşütüyor insanı.
şalımı sarıyorum güzelce
ve telefonumdan buluşma yerini öğrenip
varıyorum mekana.
herkes birbiri ile sohbette.
kahkahalar uçuşuyor havada.
masa donatılmış,
insanlar halinden memnun.
beni görünce duruyorlar ve öpüyorlar.
sarılmalar, hoşgeldinler bitince bir sandalye çekip oturuyorum.
halimi soruyorlar.
çok şükür diyorum,
bugünde yürüyorum yolumda.
seni görüyorum her zamanki  halinle.
gözlerimiz buluşunca uzunca izliyorsun beni.
bende göremediğim yüzüne hasretle bakıyorum.
düşünüyorum;
kendimi, seni, hayatı.
aynı her şey,
sıkıntı da bu.
uçan kuşlar,
rüzgarın sallandırdığı ağaçların dalları,
uçuşan yapraklar,
kaldırımdaki yapışık sakızlar.
sokakta oynayan çocuklar,
her şey yerli yerinde.
sen değilsin.
sen olabildiğince dağınıksın bu aralar,
fevrisin.
kendinde değilsin.
yıpranmış gibisin bu aralar.
gömleğinin düğmeleri iliklenmeyi bekliyor,
ayakkabının bağcığı bağlanmayı.
yüreğin sevgiyi bekliyor,
bakışların sadakat.
yüreğin umut,
aklın özgürlük.
sen biraz yıpranmış gibisin.
kulağından kulaklık eksik olmuyor.
ellerin hep sigara ve kalem tutuyor.
parfüm sıkmıyorsun.
gerek de yok zaten.
kokun yeterince açıyor nefesimi.
yıpranmış ve yorgunsun.
bu seni sevilir kılıyor.
herkes sana hayranlıkla bakarken,
sen kapatmışsın kapılarını.
kapının deliğinden bakıyorum sana,
açmıyorsun.
geri dönüyorum.
sende o umutsuz hayatının son demlerini
yalnız,
huysuz
ve halsiz geçiriyorsun.

1 yorum: